Bazı şeyleri adım adım
öğrenmenin heyecanı içindeyim. Önce Kur’an’ın
matematiksel bir sistemle korunduğunu öğrendim ardından bu
matematiksel
mucizenin sonuçlarını…
Bildiğiniz gibi
Müddessir( Gizlenen) suresinde yer alan; “Üzerinde on dokuz
vardır” ayetinin hikmeti 1974
yılında Reşat Halife’nin, Kur’an’ı bilgisayara yüklemesi
sonucu, Allah’ın yardımı, desteği ve ilhamıyla ortaya çıktı.
Konuyla alakalı olarak
www.19.org sitesini inceleyebilir ya da “Üzerinde On Dokuz Var” (Edip
Yüksel, Ozan
Yay.) kitabını edinebilir, youtube’da bu konuda özveriyle
yapılmış nice videolar
bulabilirsiniz.
Burada 19 kodunu uzun
uzun anlatmayacak sadece birkaç detay vereceğim:
*Kur’an’da 114 sure
vardır. (6x19)
*114 besmele vardır.
(6x19)
*Besmele 19 harftir.
*İlk vahiy (96.surede)
19 ayettir.
*Son vahiy(110.sure)
19 kelimedir.
*Son vahyedilen
surenin ilk ayeti 19 harftir.
Kur’an’ın matematiksel
kodunun gerekçesi, amacı nedir ve sonuçları ne
olacaktır, kısaca onlar üzerinde duralım:
GEREKÇESİ: Kur’an’ın ‘kul
sözü’ olduğu iddia edilmiştir.
19-Kahrolası nasıl da
ölçtü, biçti.
20 - Yine kahrolası,
nasıl ölçtü biçti.
21 - Sonra baktı.
22 - Sonra kaşını
çattı, surat astı.
23 - Sonra arkasını
döndü ve büyüklük tasladı.
24 - "Bu, dedi,
başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
25 - "Bu, sadece
bir insan sözüdür." (Müddessir Suresi)
AMACI: Kur’an’ın ‘Allah
kelamı’ olduğunu ortaya koymaktır.
26 - Ben onu Sekar'a
yönlendireceğim.
27 - Bilir misin sen,
nedir o Sekar?
28 - Ne artırır, ne
bırakır.
29 – İNSAN İÇİN APAÇIK
LEVHALARDIR.
30 – ÜZERİNDE ONDOKUZ
VARDIR.
35 - Kuşkusuz o Sekar,
büyük fitnelerden biridir.
36 - Uyarmak için
insanları...
37 - İçinizden ileri
gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri…(Müddessir Suresi)
1. Ehl-i Kitap kesin
bilgi edinecektir.
2. İman edenlerin
imanı artacaktır.
3. Ehl-i Kitabın ve
iman edenlerin kuşkuları gidecektir.
4. Kalbinde hastalık
olanlar ve kâfirler konuyu kavrayamayacaklar,
nedenini
anlayamayacaklardır.
31 - “Biz o Nur’un*
muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını
da ancak kâfirler için
bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi
edinsinler, iman
edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve
müminler şüpheye
düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de:
"Allah bu misalle
ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır,
dilediğini de yola
getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar
için uyarıdan başka
bir şey değildir.” (Müddessir Suresi)
(*74:31 ayetinde geçen “Ashabü’n-Nur” ifadesi için bkn: https://www.youtube.com/watch?v=02ZwvIZnSgQ)
Kur’an’ın böylesi
mükemmel bir sistemle korunduğuna şahit olunca, ister
istemez,19. Surenin 19. Ayetinde ne yazıyor acaba, diye
düşünmeden edemiyor
insan. Vakt-i zamanında elime bir Kur’an alıp, 19. Surenin
yerini aradığımda, Meryem
suresi olduğunu görmek ilk şaşkınlığım olmuştu. İki bin sene
öncesine mi gidiyoruz,
dedim içimden. Geçmişten ama çok geçmişten bir mesaj mı vardı?
O günlerde hikmetini
kavrayamadığım 19:19 ayetinin, çok şükür, bugünlerde
hikmetini anladığımı düşünüyorum ve bu yazımda da sizinle
paylaşmak istiyorum.
Reşat Halife’nin açtığı, Edip Yüksel’in genişlettiği yolda Taner
Demirci Lopez’le yeni
bir dönemece girildiğini seziyorum. Kronometre işliyor…
Böyle düşünmeme sebep olan 19:19 ayetini bir
okuyalım:
“Ben sana tertemiz bir
genç hibe etmek/bağışlamak için senin Rabbinin
bir elçisiyim, dedi.”
Burada sözü edilen kişinin
İsa Mesih olduğunu ve bu haberin onun annesine
verildiğini ayetin bir öncesine giderek anlayabiliyoruz. Buraya
almayacağım.
Sonrasında da Meryem validemizin şaşkınlığı, durumu anlamaya
çalışması ve onun
kalbini teskin eden Elçi’nin cevabı geliyor.
Beni düşündüren şu:
Bunca peygamberler varken, bilhassa Kur’an’ın kendisine indirildiği Muhammed peygamber varken neden İsa ve annesi? Kur’an’ın o
muhteşem
matematiksel kodunun anahtarı niçin bu ayete bırakılmış? Bu
kadar uzağa gitmenin
hikmeti nedir?
Bildiğiniz gibi
Kur’an-ı Kerim, İsa’dan ‘Allahtan bir Kelime’ olarak bahseder. İsa
isminin İbranice karşılığının Yeşua olduğunu hatırlatalım.
İbranicede Yeşua;
‘Yahova/Ya hüve/Allah’ın yardımı-kurtarması’ anlamına gelmekte.
Eğer biz bu
kelimeyi Arapçaya tercüme etseydik; ‘Nasrullah’ diyecektik.
Şöyle ki:
İsa-->Yeşua(İbranice)
Yahova’nın yardımı/kurtarması
Yeşua-->Nasrullah
(Arapça) Allah’ın yardımı
Yukarıda Kur’an-ı
Kerim’in son inen suresi Nasr suresinden söz etmiştik. İlk
ayeti; “Nasrullah ve fetih geldiğinde…” idi.
Bu sure kaç KELİME idi? İlk ayeti kaç
harf idi, hatırlayalım:
Nasr suresi-->19
KELİME
İlk ayeti--> 19
harf
Bu, tamamı 19 kelime
olan ve kendisinden başka 19 kelimelik bir surenin
olmadığı Nasr suresinin 19 harften meydana gelen ilk ayetine
tekrar bakalım:
“Allah’ın yardımı ve
fethi geldiğinde…”
Allah’ın
yardımı-->Nasrullah
Nasrullah-->Yeşua
Yeşua-->İSA
Gelecek olan kimmiş,
sanırım anlaşılıyor…
Kur’an-ı Kerim’de Nasr
kökünden türetilmiş toplam 158 kelime geçiyor. Bu
kökten türetilme نَصْرَانِيّ (Nasranî) kelimesi ise 15 kez
geçiyor. Kur’an, Hristiyanlara
‘Nasraniler’, diyor. Bu, İsa Mesih’in Nasıralı olmasından
mütevellit bir adlandırma...
İsa (Yeşua); hem
isminin anlamı ‘Allah’ın yardımı’ olması hem de Nasıralı
olması sebebiyle Nasrullah’tır.
Aynı zamanda İsa ve
Havariler arasında geçen ahitleşmede, İsa, Havarileri;
“Allah’a doğru bana kim yardımcı olur?” diye çağırmış,
Havariler de “Allah’ın
yardımcıları biziz” diye karşılık vermişlerdir.
(bkn. Ali İmran 3:52, Saff 61:14)
Bu kelimelerin
Arapçasına bakacak olursak:
Ensari-->Benim
yardımcım
Ensarullah-->Allah’ın
yardımcıları, olduğunu görürüz.
Allah’a yardım etmenin
O’nun elçisine yardım etmek anlamına geldiği de
böylelikle tefsir edilmiş olur. İsa, “Allah’a doğru kim bana
yardımcı olur?” diye
sorduğunda Elçi’ye yardım etmenin ve Elçi aracılığıyla getirilen
buyrukları hayata
geçirme gayreti içinde olmanın Allah’ın yardımcısı olmak demek
olduğunu da
söylemiş oluyordu. Zaten bunu Havariler açıkça anlamış olmalılar
ki, “Biz Allah’a
doğru senin yardımcılarınız” demek yerine
direkt olarak; “Biz Allah’ın yardımcılarıyız”
demişlerdir. Kuşkusuz Allah’ın bir elçi göndermesi apaçık olarak
Allah’ın bir
yardımıdır.
Havariler Allah’a
giden yolun yardımcıları ise, Allah’a giden yolun öncüsü, tekil
olarak kimdir?
Yani Havariler;
Ensarullah-->Allah’ın
yardımcıları (çoğul)
ise;
Nasrullah-->Allah’ın
yardımı (tekil)
İSA olmaktadır.
Şu durumda İsa; zaten
hem isminin anlamı, hem Nasıralı oluşu hem de görevi
itibariyle de Nasrullah’tır.
Sözü daha fazla
uzatmaya gerek yok.
“Allah’tan bir KELİME” olan
İsa’nın, 19:19 ayetine mührü vurulmuş, Nasr
suresinde de apaçık olarak geleceği duyurulmuştur:
“Nasrullah/Yeşua/İsa
geldiğinde ve fetih gerçekleştiğinde, insanların akın
akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde,
hamd ile Rabbini tesbih et, O’ndan
bağışlanma dile. Muhakkak ki o
pişmanlıkları çokça kabul edendir.”
Sadakallah’ül-Azim.
Allah doğru
söyledi.
_____________________________________________________________
Mihriban İnan Karatepe, "Allah'ın Yardımcıları Olun", Cinius Yayınları, 2017, s.72
