17 Mart 2018 Cumartesi

ALLAH'IN NASIRALISI




Bazı şeyleri adım adım öğrenmenin heyecanı içindeyim. Önce Kur’an’ın
matematiksel bir sistemle korunduğunu öğrendim ardından bu matematiksel
mucizenin sonuçlarını…

Bildiğiniz gibi Müddessir( Gizlenen) suresinde yer alan; “Üzerinde on dokuz
vardır” ayetinin hikmeti 1974 yılında Reşat Halife’nin, Kur’an’ı bilgisayara yüklemesi
sonucu, Allah’ın yardımı, desteği ve ilhamıyla ortaya çıktı. Konuyla alakalı olarak
www.19.org sitesini inceleyebilir ya da “Üzerinde On Dokuz Var” (Edip Yüksel, Ozan
Yay.) kitabını edinebilir, youtube’da bu konuda özveriyle yapılmış nice videolar
bulabilirsiniz.

Burada 19 kodunu uzun uzun anlatmayacak sadece birkaç detay vereceğim:

*Kur’an’da 114 sure vardır. (6x19)
*114 besmele vardır. (6x19)
*Besmele 19 harftir.
*İlk vahiy (96.surede) 19 ayettir.
*Son vahiy(110.sure) 19 kelimedir.
*Son vahyedilen surenin ilk ayeti 19 harftir.

Kur’an’ın matematiksel kodunun gerekçesi, amacı nedir ve sonuçları ne
olacaktır, kısaca onlar üzerinde duralım:


GEREKÇESİ: Kur’an’ın ‘kul sözü’ olduğu iddia edilmiştir.

19-Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
20 - Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
21 - Sonra baktı.
22 - Sonra kaşını çattı, surat astı.
23 - Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
25 - "Bu, sadece bir insan sözüdür." (Müddessir Suresi)


AMACI: Kur’an’ın ‘Allah kelamı’ olduğunu ortaya koymaktır.

26 - Ben onu Sekar'a yönlendireceğim.
27 - Bilir misin sen, nedir o Sekar?
28 - Ne artırır, ne bırakır.
29 – İNSAN İÇİN APAÇIK LEVHALARDIR.
30 – ÜZERİNDE ONDOKUZ VARDIR.
35 - Kuşkusuz o Sekar, büyük fitnelerden biridir.
36 - Uyarmak için insanları...
37 - İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri…(Müddessir Suresi)


 SONUÇLARI:

1. Ehl-i Kitap kesin bilgi edinecektir.
2. İman edenlerin imanı artacaktır.
3. Ehl-i Kitabın ve iman edenlerin kuşkuları gidecektir.
4. Kalbinde hastalık olanlar ve kâfirler konuyu kavrayamayacaklar,
nedenini anlayamayacaklardır.
31 - “Biz o Nur’un* muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını
da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi
edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve
müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de:
"Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, 
dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar
için uyarıdan başka bir şey değildir.” (Müddessir Suresi)

(*74:31 ayetinde geçen “Ashabü’n-Nur” ifadesi için   bkn: https://www.youtube.com/watch?v=02ZwvIZnSgQ)

Kur’an’ın böylesi mükemmel bir sistemle korunduğuna şahit olunca, ister
istemez,19. Surenin 19. Ayetinde ne yazıyor acaba, diye düşünmeden edemiyor
insan. Vakt-i zamanında elime bir Kur’an alıp, 19. Surenin yerini aradığımda, Meryem
suresi olduğunu görmek ilk şaşkınlığım olmuştu. İki bin sene öncesine mi gidiyoruz,
dedim içimden. Geçmişten ama çok geçmişten bir mesaj mı vardı?

O günlerde hikmetini kavrayamadığım 19:19 ayetinin, çok şükür, bugünlerde
hikmetini anladığımı düşünüyorum ve bu yazımda da sizinle paylaşmak istiyorum.
Reşat Halife’nin açtığı, Edip Yüksel’in genişlettiği yolda Taner Demirci Lopez’le yeni
bir dönemece girildiğini seziyorum. Kronometre işliyor…
Böyle düşünmeme sebep olan 19:19 ayetini bir okuyalım:

“Ben sana tertemiz bir genç hibe etmek/bağışlamak için senin Rabbinin
bir elçisiyim, dedi.”

Burada sözü edilen kişinin İsa Mesih olduğunu ve bu haberin onun annesine
verildiğini ayetin bir öncesine giderek anlayabiliyoruz. Buraya almayacağım.
Sonrasında da Meryem validemizin şaşkınlığı, durumu anlamaya çalışması ve onun
kalbini teskin eden Elçi’nin cevabı geliyor.
Beni düşündüren şu: Bunca peygamberler varken, bilhassa Kur’an’ın kendisine indirildiği Muhammed peygamber varken neden İsa ve annesi? Kur’an’ın o muhteşem
matematiksel kodunun anahtarı niçin bu ayete bırakılmış? Bu kadar uzağa gitmenin
hikmeti nedir?
Bildiğiniz gibi Kur’an-ı Kerim, İsa’dan ‘Allahtan bir Kelime’ olarak bahseder. İsa
isminin İbranice karşılığının Yeşua olduğunu hatırlatalım. İbranicede Yeşua;
‘Yahova/Ya hüve/Allah’ın yardımı-kurtarması’ anlamına gelmekte. Eğer biz bu
kelimeyi Arapçaya tercüme etseydik; ‘Nasrullah’ diyecektik.

Şöyle ki:
İsa-->Yeşua(İbranice) Yahova’nın yardımı/kurtarması
Yeşua-->Nasrullah (Arapça) Allah’ın yardımı

Yukarıda Kur’an-ı Kerim’in son inen suresi Nasr suresinden söz etmiştik. İlk
ayeti; “Nasrullah ve fetih geldiğinde…” idi. Bu sure kaç KELİME idi? İlk ayeti kaç
harf idi, hatırlayalım:

Nasr suresi-->19 KELİME
İlk ayeti--> 19 harf

Bu, tamamı 19 kelime olan ve kendisinden başka 19 kelimelik bir surenin
olmadığı Nasr suresinin 19 harften meydana gelen ilk ayetine tekrar bakalım:

“Allah’ın yardımı ve fethi geldiğinde…”

Allah’ın yardımı-->Nasrullah
Nasrullah-->Yeşua
Yeşua-->İSA

Gelecek olan kimmiş, sanırım anlaşılıyor…

Kur’an-ı Kerim’de Nasr kökünden türetilmiş toplam 158 kelime geçiyor. Bu
kökten türetilme نَصْرَانِيّ (Nasranî) kelimesi ise 15 kez geçiyor. Kur’an, Hristiyanlara
‘Nasraniler’, diyor. Bu, İsa Mesih’in Nasıralı olmasından mütevellit bir adlandırma...

İsa (Yeşua); hem isminin anlamı ‘Allah’ın yardımı’ olması hem de Nasıralı
olması sebebiyle Nasrullah’tır.

Aynı zamanda İsa ve Havariler arasında geçen ahitleşmede, İsa, Havarileri;
“Allah’a doğru bana kim yardımcı olur?” diye çağırmış, Havariler de “Allah’ın
yardımcıları biziz” diye karşılık vermişlerdir. (bkn. Ali İmran 3:52, Saff 61:14)

Bu kelimelerin Arapçasına bakacak olursak:
Ensari-->Benim yardımcım
Ensarullah-->Allah’ın yardımcıları, olduğunu görürüz.

Allah’a yardım etmenin O’nun elçisine yardım etmek anlamına geldiği de
böylelikle tefsir edilmiş olur. İsa, “Allah’a doğru kim bana yardımcı olur?” diye
sorduğunda Elçi’ye yardım etmenin ve Elçi aracılığıyla getirilen buyrukları hayata
geçirme gayreti içinde olmanın Allah’ın yardımcısı olmak demek olduğunu da
söylemiş oluyordu. Zaten bunu Havariler açıkça anlamış olmalılar ki, “Biz Allah’a
doğru senin yardımcılarınız” demek yerine direkt olarak; “Biz Allah’ın yardımcılarıyız”
demişlerdir. Kuşkusuz Allah’ın bir elçi göndermesi apaçık olarak Allah’ın bir
yardımıdır.

Havariler Allah’a giden yolun yardımcıları ise, Allah’a giden yolun öncüsü, tekil
olarak kimdir?
Yani Havariler;
Ensarullah-->Allah’ın yardımcıları (çoğul)
ise;
Nasrullah-->Allah’ın yardımı (tekil)
İSA olmaktadır.

Şu durumda İsa; zaten hem isminin anlamı, hem Nasıralı oluşu hem de görevi
itibariyle de Nasrullah’tır.

Sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.

“Allah’tan bir KELİME” olan İsa’nın, 19:19 ayetine mührü vurulmuş, Nasr
suresinde de apaçık olarak geleceği duyurulmuştur:

“Nasrullah/Yeşua/İsa geldiğinde ve fetih gerçekleştiğinde, insanların akın
akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, hamd ile Rabbini tesbih et, O’ndan
bağışlanma dile. Muhakkak ki o pişmanlıkları çokça kabul edendir.”

Sadakallah’ül-Azim.

Allah doğru söyledi. 

_____________________________________________________________
Mihriban İnan Karatepe, "Allah'ın Yardımcıları Olun", Cinius Yayınları, 2017, s.72