Kur’an
kıssalarının bizlere “Hak ile” anlatıldığı ve her birinin “akıl sahipleri için
bir öğüt” olduğu sık sık tekrar edilse de kimimiz bu kıssaları fantastik
maceralar olarak görmeye devam ediyoruz.
“Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için biz her
örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır. “
(Kehf:54)
“Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
(En’am:38) gibi ilahi kelamlar ışığında Kur’an
kıssalarının göndermelerini yine Kur’an’dan ve yine Kur’an’ı tertil üzere
okuyarak anlamaya çalıştığımızda çok değerli sonuçlara ulaşabiliriz.
Bugünlerde
anlamaya çalıştığımız kıssalardan biri de; İbrahim peygamber ve kuşları...
114
Forum’dan “Hasbuna Kitabullah” takma adını kullanan bir arkadaşım, konuyla
ilgili olarak: “Kur'an okuması
yaparken 2:260 ayeti dikkatimi çekti. O ayette ibrahim'den yapması istenen şey;
kuşları parçalaması değil de vücutlarının bir parçası konumunda olan
yumurtalarını dağlara bırakması, böylece o kuşların yumurtadan çıkan yavrular
olarak be'as edildikleri ve İbrahim'i tanıyarak onun eğitimini hatırladıkları
anlatılmak isteniyor olabilir mi?” şeklinde düşüncelerini benimle
paylaştı.
Daha
önce “Suretlere Üflendiğinde” başlıklı yazımda bu konuya şöyle değinmiş idim:
“Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: "Rabbim,
göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?" "İnanmadın mı?" diye
sordu. "İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için..." Allah
dedi ki: "Kuşlardan dördünü al, onları kendine ısındır, alıştır. Sonra her
dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana
geleceklerdir. Bil ki Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.” (2:260)
Bu
ayette geçen “fe-sur-hinne ileyke” ifadesi “onları kendine ısındır, alıştır”
şeklinde tercüme edilmektedir. Bu emrin öncelikli anlamı; “onları kendine alıştır,
sana itaat etmelerini öğret” demektir. Muhammed Esed’in Kur’an Mesajı
çevirisinde, ilgili ayetin dipnotunda dediği gibi; “Eğer insan kuşları
çağrısına uyacak şekilde eğitebilirse ki kesinlikle o güce sahiptir öyleyse her
şeyin iradesine teslim olduğu Allah da sadece ol diyerek her şeye hayat
verebilir.”
Bir
diğer anlamı; Elmalılı Hamdi Yazır’ın Elmalı Tefsiri’nde belirttiği üzere;
“Onları kendine bağla, onları bil, tanı, onların özelliklerini iyice kavra,
hayat sırlarını kendilerine özel gerçeklikleriyle öğren, kendi ilmine kat”,
demektir.
Klasik
anlamda İbrahim peygamberin kasaplık yaparak kuşları parça parça ettiğini ve
sonra her bir parçayı bir dağa bıraktığını düşünmek yerine, onun kuşları kendi
nefsinde parça parça tahlil ettiğini, sınıflandırdığını, analiz ettiğini ve
sebep-sonuç arasındaki kopmaz bağı fark ederek onları çağırdığında Allah’ın
izniyle hepsinin koşarak geldiğini görmesi daha mantıklıdır. Çünkü Allah işleri
ve bunların sonuçlarını da birbirine bağlamıştır. Eşyanın parçalarını birbirine
bağsız, ilgisiz bırakmamış, sebep ve sonuçları da birbirine bağlamış aralarına
bir düzen koymuştur.
İbrahim
peygamberin kuşları ‘parça parça’ etmediği kesindi ancak “onlardan bir
parça”nın ne olduğu hâlâ bizim için açık değildi. Ta ki söz konusu arkadaşımın
2:260 ayetinde geçen bu ifadeyi sadece akıl yürüterek; “vücutlarının bir
parçası olan yumurtalar” şeklinde anlamaya çalışmasıyla yeni bir ufuk açılmış
oldu. Araştırmalarımız sonucu bu meselenin Kur’anî delilleri olduğunu görmek de
bizim için şükür vesilesiydi.
Yöntemimiz
yine aynıydı; Kur’an’ı Kur’an’la anlamaya çalışmak...
Ayette
“onlardan bir parça” ifadesinde geçen“cüz” kelimesinin Kur’an’daki
kullanımlarına baktığımızda bu kökten türetilmiş kelimelerin sadece 3 kez
geçtiğini gördük. İlki malum 2:260 ayetiydi, diğer ikisine ise beraber bakalım:
“Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir
bölük ayrılmıştır.” ( 15:44)
Hicr
suresinde yer alan bu ayette ‘yedi kapısı olan’ cehennemdir. Cehennem’in her
kapısına “onlardan bir bölük/ parça” ayrılması kanaatime göre; cennete
erişemeyen ve günahları yüzünden dünya cehennemine mahkum olan insanoğlunun
reenkarnasyon tecrübesini anlatmaktadır.
(Reenkarnasyon
kelimesini duyar duymaz tüyleri diken diken olanlara; “Selametle!” diyor ve
okumaya devam edecek olanlara şu çalışmamı da tavsiye ediyorum:
Diğer
ayette ise melekleri -haşa- Allah’ın kızları olarak tanımlayan müşriklere bir
reddiye vardır:
“Kullarından O’na bir
pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir
nankördür. Yoksa Allah,
yarattıkları arasından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı? ”
(43:15-16)
Ayette
“evlat/çocuk/kız/oğul” yerine “bir cüz/parça” ifadesi geçmektedir.
İbrahim
kıssasına dönersek; “onlardan(kuşlardan) bir cüz” ifadesi de buna
benzemektedir. İbrahim peygamberin kuşları parça parça etmediğini ama onların
“yumurtalarını” dağlara bıraktığını düşünmemiz pekala mümkündür. Çünkü ‘cüz’
kelimesi 43:15’te ‘evlat’ anlamında kullanılmıştır. Kuşların yavrusunun da
yumurtadan çıktığı düşünülürse, dağlara bırakılanın bir yumurta olması
olasıdır. Daha
da manidar olan İbrahim ve kuşlarla ilgili olayın bir öncesinde, ‘yüz yıl
uyuyan ve sonra yeniden dirilen adam’ın örneğinin yer almasıdır:
“Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre
uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah, burasını ölümünden
sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı,
sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir
gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl
kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir
bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Kemiklere
de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?"
dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık
şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her şeye güç yetirendir." (2:259)
Sormamız
gereken soru şu:
Yüz
yıl ölü olarak bırakılan bu adam nasıl dirilmiştir?
Cevabı
yine aynı ayetin içinde bulabiliriz:
“Kemiklere bir bak nasıl bir araya getiriyoruz sonra
da onlara et giydiriyoruz?”
Dikkat
edilirse; “kemikler-ine” değil “kemiklere” denilmektedir. Bu adamın bir
oluşu/yaratılışı gözlemlediği ortadadır. Hatta kendisine; “yiyeceğine,
içeceğine, eşeğine” bakması tavsiye edilir. Yeniden diriltilen ve bir gözlem
yapan bu adam, uyandığında ne kadar kaldığını dahi bilememektedir. “Kemiklere
et giydirilmesi” ise tıpkı bebeğin yaratılışına benzemektedir:
“Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak
yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak
yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece
kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik.
Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.” (Müminun:14)
Bu
adam, bir anda kendisine sihirli bir değnek dokunmuş gibi, bir yetişkin olarak
dirilmemiştir. Yüz yıl boyunca toz toprak olan cesedi, Allah’ın takdiriyle
yeniden bir bebek olarak dünyaya gelmiştir. Bu kişi, insanın yaratılışı
hakkında bilgi sahibi olunca yani Kur’an’ın ifadesiyle; “Kendisine bunlar
apaçık belli olduktan sonra” şöyle diyecektir: “Biliyorum ki gerçekten Allah,
her şeye güç yetirendir.”
İnsanın
bir bebek olarak reenkarne olabileceğine dair bir örneğin ardından, Allah’ın
ölüleri nasıl dirilttiğini merak eden İbrahim’in örneğinin gelmesi manidardır.
İbrahim’in test edebildiği bu diriliş, diğer insanlar için de mümkün olmak
zorundadır. Aksi takdirde bir peygamber bile tam olarak inanamamış ve bir
mucizeye ihtiyaç duymuşsa biz sıradan insanlar inanmasak da olur, diyenlere
söyleyecek sözümüz kalmaz.
Yeniden
diriliş olgusu İbrahim’in şahsında bütün insanların gözlemleyebileceği bir
durum olmak zorundadır. Yüz yıl sonra yeniden diriltilen adam örneğindeki gibi
bu durum; “apaçık belli olabilecek” kadar anlaşılır bir olaydır. Çünkü Allah bu
adamı; “bütün insanlar için bir delil” kıldığını söylemektedir.
Yüz
yıl sonra yeniden diriltilen adamla, İbrahim’in kuşları aynı surede peş peşe
gelen iki örnekse kanaatimizce bu iki örnek beraber düşünülmelidir. Kuşlar
nasıl ‘yumurtadan’ çıkarak bu dünyaya doğuyorsa, insanlar da annelerinin
rahminden ‘bir bebek’ olarak çıkmak suretiyle, bu dünyaya geri gelecektir.
“Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya
döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.”(20:55)
Allah
daha iyisini bilir.


