14 Ocak 2018 Pazar

O'NUN ÖLÜMÜ


O’nun ölümünden söz etmek bile acı verici…
O kim mi?
Elbette İsa Mesih…
Fakat bu ölümün bir şehadet olacağını bilmek, en büyük tesellimiz. 
İki bin sene önce gelmiş ve gitmiş birinin ardından ağlamak yeni mi aklınıza geldi, diyenler olacaktır. İki bin sene önce yapılan haksızlığa değil bugün, her gün ağlarız fakat burada, baştan beri İsa Mesih’in ikinci gönderilişinden söz edip durduğumuz için bu yazımızda da İsa Mesih’in ikinci gelişinden sonra vakti gelince her ölümlü gibi Rabbine dönüşünden söz edeceğiz. Bu dönüşün, bu ölümün bizleri ilgilendiren çok önemli tarafları var. Şimdi onlara bakalım.
İsa’nın ölümü söz konusu olduğunda Sünnî ve Şiî hatta kendini muvahhit olarak adlandıran Kur’an mealcileri, dördüncü surenin yüz elli dokuzuncu ayetinin çevirisinde fikir birliği etmişçesine aynı yanılgıya düşmüşlerdir.
4:159 ayetinin geleneksel çevirilerine bir bakalım:
“Kitap Ehli’nden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.” (Diyanet İşleri)
“Andolsun, kendilerine kitap verilenlerden ölümünden önce ona iman etmeyecek hiç bir kimse yoktur. Kıyamet gününde de aleyhlerine şahit olacaktır.” (Elmalılı Hamdi Yazır)
“Nitekim geçmiş vahyin izleyicilerinden hiç kimse yoktur ki, ölümü anında, İsa ile ilgili hakikati kavramamış olsun; ve Kıyamet Günü İsa, (bizzat) onların aleyhine hakikate şahitlik yapacaktır.” (Muhammed Esed)
“Nitekim (İsa'yı biz öldürdük diyen) kitap ehli Yahudilerden hiç kimse yoktur ki, onun ölümü arifesinde bu gerçeği tasdik etmiş olmasın. Zira Kıyamet Günü de o onlar aleyhine şahitlik yapacaktır.” (Mustafa İslamoğlu)
“Ve Ehl-i Kitap’tan hiçbir fert yoktur ki illâ ölümünden evvel elbette O'na iman edecektir! Ve kıyamet gününde onların aleyhine bir şahit olacaktır.” (Ömer Nasuhi Bilmen)
“Kitap Ehli'nden hiç kimse yoktur ki, ölümünün eşiğinde İsa'ya iman etmemiş olsun. Fakat kıyamet günü İsa, onların aleyhinde şahitlik edecektir.” (Seyyid Kutub)
“Kendilerine kitap verilenlerden her biri ölümünden önce ona inanmak zorunda idi. Diriliş Günü ise o onlara karşı tanık olacaktır.” (Edip Yüksel)
Ayet, bu haliyle Ehl-i Kitap’tan herkesin ‘kendi ölümlerinden önce’ İsa’ya iman edeceğini söylüyor. Nasıl olacaksa?! Yani İsa Mesih, 2000 sene önce geldiğinde demek bütün Yahudiler kendisine iman ettiler, çünkü Kitap Ehli onlardı o zaman… İsa öldükten sonra da bugüne kadar gelmiş bütün Yahudiler ve Hristiyanlar da demek O’na iman ederek öldüler? İsa Allah’ın oğludur, diye diye ölenlerin imanı, imandan sayılıyorsa tabii… Bunun mümkün olmadığını, Allah’ın şirki asla affetmediğini biliyoruz. Ölen her Kitap Ehli, İsa’ya iman etmiş olarak ölmüş olamaz. Öyle olsa idi Kur’an, İsa hakkındaki gerçeği anlatıp durmazdı. O halde bu ayet bize ne anlatıyor? Ölen kim, kimin ölümü bu?
Ayetin doğru çevirisine bakalım şimdi…
“Andolsun, Kitap Ehli’nden O’NUN ÖLÜMÜNDEN ÖNCE, O’na inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, O da onların üzerine şahit olacaktır.” (Taner Demirci Lopez çevirisiyle)
Ayetin Arapça aslını kelime kelime kontrol edelim:
وَإِن مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا ﴿١٥٩﴾
Ve in min ehlil kitâbi illâ le yu’minenne bihî kable mevtihî, ve yevmel kıyâmeti yekûnu aleyhim şehîdâ(şehîden).
1. Ve : ve
2. in .... (illâ) : ancak
3. min : ...'den
4. ehli el kitâbi : kitap ehli
5. (in) ...illâ : ancak
6. le yu'minenne : mutlaka îmân edecekler
7. bi-hî : ona
8. kable : önce
9. mevti-hî : onun ölümü
10. ve yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
11. yekûnu : olur, olacak
12. aleyhim : onlara, onların üzerine
13. şehîden : şahit
Görüldüğü gibi ‘O’ zamirine odaklanmamız gerekiyor. İhtilaf orada...
Ayette geçen ‘mevti-hi’ ifadesi ‘O’nun ölümü’ anlamına gelmektedir. Hemen öncesinde de ‘le yü’minenne bi-hi’ ifadesi yer alır ki; ‘O’na iman etmedikçe’ anlamına gelir. Arapça bilmeyenler bile her iki ifadede ortak olan ‘hi’ hecesini görebilirler. Arapça’da bitişik zamirlerden olan bu ifade; üçüncü tekil şahıs ‘O’ zamiridir.
‘O’nun ölümü’ ve ‘O’na iman etmedikçe’ ifadelerinde bahsi geçen kişi kimdir? Anlamak için birkaç ayet öncesine gitmemiz ayetin bağlamını ihmal etmemek adına da önemlidir.
153. “Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve ‘Allah'ı bize açıkça göster’ demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.”
154. “Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle Tûr"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, ‘Tevazu ile kapıdan girin’ dedik. Yine onlara, ‘Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın’ dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.”
155. “Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve ‘kalplerimiz muhafazalıdır’ demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.”
156, 157. “Bir de inkârlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve ‘Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük’ demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.”
158. “Fakat Allah O’nu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Buraya kadar Yahudilerin, Allah’a vermiş oldukları ahdi nasıl bozduklarını öğrenmiş olduğumuz gibi Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, kalplerimiz kapalıdır demeleri, Meryem’e korkunç bir iftira atmaları ve İsa Mesih’i öldürdük, demelerinden ötürü Allah’ın onların kalplerini mühürlediğini de öğrenmiş oluruz. Ardından İsa Mesih’in Allah tarafından yükseltildiğini okuruz. Yahudilerin İsa Mesih’i biz öldürdük, demeleri de yalanlanmış olur. Çünkü Kur’an, tarihle çelişmez. İsa Mesih’i Yahudiler değil, bilindiği üzere Romalılar öldürmüştür. Yahudilerin bu ayette de belirtildiği gibi sözleri bir iddiadan ibarettir ve bu iddia ve birbirine bağlı diğer tutumları, onların kalplerinin mühürlenmesine sebep olmuştur.
Son ayete tekrar bakalım:
“Fakat Allah O’nu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (4:158)
Burada yükseltilen kimdir, diye soracak olsak, sanırım sormayız bile, apaçık bir şekilde bu kişinin İsa Mesih olduğu bellidir.
İşte, en başta mercek altına aldığımız ayet, tam da bu ayetten sonra geliyor:
“Andolsun, Kitap Ehli’nden O’NUN ÖLÜMÜNDEN ÖNCE, O’na inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, O da onların üzerine şahit olacaktır.” (Taner Demirci Lopez çevirisiyle)
‘O’nun ölümünden önce’, ifadesinde yer alan ‘O’ zamiri İsa Mesih’i gösterir. İsa Mesih’in ikinci gelişine inanmayan çevirmenlerimiz bu ayette açıkça ortaya konmuş bilgiyi görememişlerdir. Dilbilgisi açısından eğer onların çevirdiği gibi olsaydı, yani kastedilen ‘ehli kitaptan her birinin ölümü’ olsaydı burada geçen ifadenin tekil değil çoğul olması gerekirdi. Yani ‘Onların ölümleri’ anlamına gelecek şekilde ‘Mevti-him’ olması gerekirdi. Oysa ayette ‘Mevti-hi’ şeklinde geçmekte ve bu ‘O’nun ölümü’ anlamına gelmektedir.
Aynı şekilde ayet içinde tekil ve çoğul zamirlerin başka örnekleri de bulunmaktadır:
* İsa’ya iman söz konusu olduğunda; ‘ona’ anlamına gelen ‘bi-hi’ ifadesi kullanılmış,
* İsa’nın şahitliğinden söz edilirken de; ‘onlar üzerine’ anlamına gelen ‘aley-him’ ifadesi yer almıştır.
Tekil ‘Hi/O’ zamiri ile çoğul ‘Him/Onlar’ zamirini birbirinden ayırdedebilen çevirmenlerimiz nedense ‘Mevti-hi’ kelimesine gelince önyargılarına kurban olmuşlardır.
Bu ayette ikinci bir detay da ‘Ehl-i Kitap’ ifadesidir. Bilindiği üzere, Meryem Oğlu İsa, 2000 sene önce ilk gelişinde çevresindeki insanlara bu şekilde seslenmemiştir. Allah-u Teâlâ, İsa Mesih’i Ben-i İsrail’e (İsrailoğullarına) elçi olarak seçtiğini söylemiştir.
‘Ehl-i Kitap’ ifadesi ise bizi direkt olarak Muhammed peygamberle başlayan ve kıyamete kadar sürecek olan bir zaman dilimine bağlar. Kur’an’ın nazil olmasıyla ‘Ehl-i Kitap’ tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Yahudiler, Hristiyanlar ve bilumum kitaplılar; Kur’an’dan başka kitaplara, ek kitaplara başvuran kitaplılar da bu gruba girmektedir.
Ne geçmişte ne de günümüzde bütün Ehl-i Kitap’ın İsa’ya iman ettiği görüldü... Burada Rabbimiz gelecekten haber vermekte ve tüm Kitap Ehli’nin kıyametten önce İsa Mesih’e iman edeceğini haber vermektedir.
Bir insana, bir peygambere inanmanın kıyametle eş zamanlı olması size de manidar gelmedi mi? İman esasları içinde öncelikle Allah’a iman olması gerekmez miydi? Allah’ın kitapları, yasası dururken, hatta Muhammed Nebi dururken, niçin İsa deniyor, hiç düşündünüz mü? Burada bir şahsın ön plâna çıkarılması, Allah’ın dinini her zaman elçileri aracılığıyla tamamladığının da bir başka göstergesi.
İman edecek olanların Kitap Ehli olduğunu da hatırlayalım. Yani bunlar, Allah’a ve kitaplarına inanan insanlar, fakat inandıkları kitaplarda, inanma biçimlerinde ciddi sorunlar olmalı… İsa Mesih’in Allah’a şirksiz iman noktasında, Allah’ın zikrini/kitabını onlara tanıtma ve Allah’ın dinine çağırma noktasında söyleyeceği çok değerli bilgiler olmalı… O yüzden O’na iman, bir dönemeç olacak bazıları için. Çetin fakat ödüllü bir dönemeç, bir aydınlanma… İsa Mesih’in körlerin gözünü açmasına şahit olacağız hep birlikte.
“Kıyamet günü O da onlar üzerine şahit olacaktır.” (4:159)
Evet kıyamet… İki bin sene önce değil, kıyamet, dikkat ettiniz mi?
Eğer İsa Mesih’in ikinci gelişine inanmıyorsanız buraya ne diyebilirsiniz? Kıyamet günü hayatta olmayan biri şahitlik edebilir mi? Üstelik Ehl-i Kitap’a şahitlik edecek. Biz de Kitap Ehli’yiz, unutulmaya...
En iyisi mi siz, “Döndürülenler” başlıklı yazımda yer alan reenkarnasyon/ yeniden geliş yasasının Kur’anî delillerine göz atınız…


 ("Allah'ın Yardımcıları Olun", Cinius Yayınları, 2017, s.64)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder