O’nun ölümünden söz etmek bile acı verici…
O kim mi?
Elbette İsa Mesih…
İki bin sene önce gelmiş ve gitmiş
birinin ardından ağlamak yeni mi aklınıza geldi, diyenler olacaktır. İki bin
sene önce yapılan haksızlığa değil bugün, her gün ağlarız fakat burada, baştan
beri İsa Mesih’in ikinci gönderilişinden söz edip durduğumuz için bu yazımızda
da İsa Mesih’in ikinci gelişinden sonra vakti gelince her ölümlü gibi Rabbine
dönüşünden söz edeceğiz. Bu dönüşün, bu ölümün bizleri ilgilendiren çok önemli
tarafları var. Şimdi onlara bakalım.
İsa’nın ölümü söz konusu olduğunda Sünnî
ve Şiî hatta kendini muvahhit olarak adlandıran Kur’an mealcileri, dördüncü
surenin yüz elli dokuzuncu ayetinin çevirisinde fikir birliği etmişçesine aynı
yanılgıya düşmüşlerdir.
4:159 ayetinin geleneksel çevirilerine bir bakalım:
“Kitap Ehli’nden hiç kimse yoktur ki
ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların
aleyhine şahit olacaktır.” (Diyanet İşleri)
“Andolsun, kendilerine kitap
verilenlerden ölümünden önce ona iman etmeyecek hiç bir kimse yoktur. Kıyamet
gününde de aleyhlerine şahit olacaktır.” (Elmalılı
Hamdi Yazır)
“Nitekim geçmiş vahyin izleyicilerinden
hiç kimse yoktur ki, ölümü anında, İsa ile ilgili hakikati kavramamış olsun; ve
Kıyamet Günü İsa, (bizzat) onların aleyhine hakikate şahitlik yapacaktır.” (Muhammed Esed)
“Nitekim (İsa'yı biz öldürdük diyen)
kitap ehli Yahudilerden hiç kimse yoktur ki, onun ölümü arifesinde bu gerçeği
tasdik etmiş olmasın. Zira Kıyamet Günü de o onlar aleyhine şahitlik
yapacaktır.” (Mustafa İslamoğlu)
“Ve Ehl-i Kitap’tan hiçbir fert yoktur
ki illâ ölümünden evvel elbette O'na iman edecektir! Ve kıyamet gününde onların
aleyhine bir şahit olacaktır.” (Ömer
Nasuhi Bilmen)
“Kitap Ehli'nden hiç kimse yoktur ki,
ölümünün eşiğinde İsa'ya iman etmemiş olsun. Fakat kıyamet günü İsa, onların
aleyhinde şahitlik edecektir.”
(Seyyid Kutub)
“Kendilerine kitap verilenlerden her
biri ölümünden önce ona inanmak zorunda idi. Diriliş Günü ise o onlara karşı
tanık olacaktır.” (Edip Yüksel)
Ayet, bu haliyle Ehl-i Kitap’tan
herkesin ‘kendi ölümlerinden önce’ İsa’ya iman edeceğini söylüyor. Nasıl olacaksa?!
Yani İsa Mesih, 2000 sene önce geldiğinde demek bütün Yahudiler kendisine iman
ettiler, çünkü Kitap Ehli onlardı o zaman… İsa öldükten sonra da bugüne kadar
gelmiş bütün Yahudiler ve Hristiyanlar da demek O’na iman ederek öldüler? İsa
Allah’ın oğludur, diye diye ölenlerin imanı, imandan sayılıyorsa tabii… Bunun
mümkün olmadığını, Allah’ın şirki asla affetmediğini biliyoruz. Ölen her Kitap
Ehli, İsa’ya iman etmiş olarak ölmüş olamaz. Öyle olsa idi Kur’an, İsa
hakkındaki gerçeği anlatıp durmazdı. O halde bu ayet bize ne anlatıyor? Ölen
kim, kimin ölümü bu?
Ayetin doğru çevirisine bakalım şimdi…
“Andolsun, Kitap Ehli’nden O’NUN
ÖLÜMÜNDEN ÖNCE, O’na inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, O da onların
üzerine şahit olacaktır.” (Taner
Demirci Lopez çevirisiyle)
Ayetin Arapça aslını kelime kelime
kontrol edelim:
وَإِن مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ
لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ
شَهِيدًا ﴿١٥٩﴾
Ve in min ehlil kitâbi illâ le
yu’minenne bihî kable mevtihî, ve yevmel kıyâmeti yekûnu aleyhim
şehîdâ(şehîden).
1. Ve
: ve
2. in
.... (illâ) : ancak
3. min
: ...'den
4. ehli
el kitâbi : kitap ehli
5. (in)
...illâ : ancak
6. le
yu'minenne : mutlaka îmân edecekler
7. bi-hî
: ona
8. kable
: önce
9. mevti-hî
: onun ölümü
10. ve
yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
11. yekûnu
: olur, olacak
12. aleyhim
: onlara, onların üzerine
13. şehîden
: şahit
Görüldüğü gibi ‘O’ zamirine odaklanmamız
gerekiyor. İhtilaf orada...
Ayette geçen ‘mevti-hi’ ifadesi
‘O’nun ölümü’ anlamına gelmektedir. Hemen öncesinde de ‘le yü’minenne bi-hi’
ifadesi yer alır ki; ‘O’na iman etmedikçe’ anlamına gelir. Arapça bilmeyenler bile
her iki ifadede ortak olan ‘hi’ hecesini görebilirler. Arapça’da bitişik
zamirlerden olan bu ifade; üçüncü tekil şahıs ‘O’ zamiridir.
‘O’nun ölümü’ ve ‘O’na iman etmedikçe’
ifadelerinde bahsi geçen kişi kimdir? Anlamak için birkaç ayet öncesine
gitmemiz ayetin bağlamını ihmal etmemek adına da önemlidir.
153. “Kitap Ehli, senden kendilerine
gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü
istemişler ve ‘Allah'ı bize açıkça göster’ demişlerdi. Böylece zulümleri
sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin
ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya
apaçık bir güç ve yetki verdik.”
154. “Verdikleri sağlam söz(ü yerine
getirmemeleri) sebebiyle Tûr"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, ‘Tevazu ile
kapıdan girin’ dedik. Yine onlara, ‘Cumartesi (yasakları) konusunda haddi
aşmayın’ dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.”
155. “Verdikleri sağlam sözü
bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız
yere öldürmelerinden ve ‘kalplerimiz muhafazalıdır’ demelerinden dolayı
(başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam
aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar
inanmazlar.”
156, 157. “Bir de inkârlarından ve
Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve ‘Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu
İsa Mesih'i öldürdük’ demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu
öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında
anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir
bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.”
158. “Fakat Allah O’nu kendisine
yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Buraya kadar Yahudilerin, Allah’a
vermiş oldukları ahdi nasıl bozduklarını öğrenmiş olduğumuz gibi Allah’ın
ayetlerini inkâr etmeleri, kalplerimiz kapalıdır demeleri, Meryem’e korkunç bir
iftira atmaları ve İsa Mesih’i öldürdük, demelerinden ötürü Allah’ın onların
kalplerini mühürlediğini de öğrenmiş oluruz. Ardından İsa Mesih’in Allah
tarafından yükseltildiğini okuruz. Yahudilerin İsa Mesih’i biz öldürdük,
demeleri de yalanlanmış olur. Çünkü Kur’an, tarihle çelişmez. İsa Mesih’i
Yahudiler değil, bilindiği üzere Romalılar öldürmüştür. Yahudilerin bu ayette
de belirtildiği gibi sözleri bir iddiadan ibarettir ve bu iddia ve birbirine
bağlı diğer tutumları, onların kalplerinin mühürlenmesine sebep olmuştur.
Son ayete tekrar bakalım:
“Fakat Allah O’nu kendisine
yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (4:158)
Burada yükseltilen kimdir, diye soracak
olsak, sanırım sormayız bile, apaçık bir şekilde bu kişinin İsa Mesih olduğu
bellidir.
İşte, en başta mercek altına aldığımız
ayet, tam da bu ayetten sonra geliyor:
“Andolsun, Kitap Ehli’nden O’NUN
ÖLÜMÜNDEN ÖNCE, O’na inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, O da onların
üzerine şahit olacaktır.” (Taner
Demirci Lopez çevirisiyle)
‘O’nun ölümünden önce’, ifadesinde yer
alan ‘O’ zamiri İsa Mesih’i gösterir. İsa Mesih’in ikinci gelişine inanmayan
çevirmenlerimiz bu ayette açıkça ortaya konmuş bilgiyi görememişlerdir.
Dilbilgisi açısından eğer onların çevirdiği gibi olsaydı, yani kastedilen ‘ehli
kitaptan her birinin ölümü’ olsaydı burada geçen ifadenin tekil değil çoğul
olması gerekirdi. Yani ‘Onların ölümleri’ anlamına gelecek şekilde ‘Mevti-him’
olması gerekirdi. Oysa ayette ‘Mevti-hi’ şeklinde geçmekte ve bu ‘O’nun ölümü’
anlamına gelmektedir.
Aynı şekilde ayet içinde tekil ve çoğul
zamirlerin başka örnekleri de bulunmaktadır:
* İsa’ya iman söz konusu olduğunda;
‘ona’ anlamına gelen ‘bi-hi’ ifadesi kullanılmış,
* İsa’nın şahitliğinden söz edilirken
de; ‘onlar üzerine’ anlamına gelen ‘aley-him’ ifadesi yer almıştır.
Tekil ‘Hi/O’ zamiri ile çoğul
‘Him/Onlar’ zamirini birbirinden ayırdedebilen çevirmenlerimiz nedense
‘Mevti-hi’ kelimesine gelince önyargılarına kurban olmuşlardır.
Bu ayette ikinci bir detay da ‘Ehl-i
Kitap’ ifadesidir. Bilindiği üzere, Meryem Oğlu İsa, 2000 sene önce ilk
gelişinde çevresindeki insanlara bu şekilde seslenmemiştir. Allah-u Teâlâ, İsa
Mesih’i Ben-i İsrail’e (İsrailoğullarına) elçi olarak seçtiğini söylemiştir.
‘Ehl-i Kitap’ ifadesi ise bizi direkt
olarak Muhammed peygamberle başlayan ve kıyamete kadar sürecek olan bir zaman
dilimine bağlar. Kur’an’ın nazil olmasıyla ‘Ehl-i Kitap’ tabiri kullanılmaya
başlanmıştır. Yahudiler, Hristiyanlar ve bilumum kitaplılar; Kur’an’dan başka
kitaplara, ek kitaplara başvuran kitaplılar da bu gruba girmektedir.
Ne geçmişte ne de günümüzde bütün Ehl-i
Kitap’ın İsa’ya iman ettiği görüldü... Burada Rabbimiz gelecekten haber
vermekte ve tüm Kitap Ehli’nin kıyametten önce İsa Mesih’e iman edeceğini haber
vermektedir.
Bir insana, bir peygambere inanmanın
kıyametle eş zamanlı olması size de manidar gelmedi mi? İman esasları içinde
öncelikle Allah’a iman olması gerekmez miydi? Allah’ın kitapları, yasası
dururken, hatta Muhammed Nebi dururken, niçin İsa deniyor, hiç düşündünüz mü?
Burada bir şahsın ön plâna çıkarılması, Allah’ın dinini her zaman elçileri
aracılığıyla tamamladığının da bir başka göstergesi.
İman edecek olanların Kitap Ehli
olduğunu da hatırlayalım. Yani bunlar, Allah’a ve kitaplarına inanan insanlar,
fakat inandıkları kitaplarda, inanma biçimlerinde ciddi sorunlar olmalı… İsa
Mesih’in Allah’a şirksiz iman noktasında, Allah’ın zikrini/kitabını onlara
tanıtma ve Allah’ın dinine çağırma noktasında söyleyeceği çok değerli bilgiler
olmalı… O yüzden O’na iman, bir dönemeç olacak bazıları için. Çetin fakat
ödüllü bir dönemeç, bir aydınlanma… İsa Mesih’in körlerin gözünü açmasına şahit
olacağız hep birlikte.
“Kıyamet günü O da onlar üzerine şahit
olacaktır.” (4:159)
Evet kıyamet… İki bin sene önce değil,
kıyamet, dikkat ettiniz mi?
Eğer İsa Mesih’in ikinci gelişine
inanmıyorsanız buraya ne diyebilirsiniz? Kıyamet günü hayatta olmayan biri
şahitlik edebilir mi? Üstelik Ehl-i Kitap’a şahitlik edecek. Biz de Kitap Ehli’yiz,
unutulmaya...
En iyisi mi siz,
“Döndürülenler” başlıklı yazımda yer alan reenkarnasyon/ yeniden geliş yasasının
Kur’anî delillerine göz atınız…
("Allah'ın Yardımcıları Olun", Cinius Yayınları, 2017, s.64)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder