20 Kasım 2017 Pazartesi

HAVARİ NE DEMEKTİR?



Bütün peygamberlerin etrafında, getirdiği hakikatlere iman edip teslim olan, onlarla beraber hak davada omuz omuza yürüyen az ya da çok, bir topluluk her zaman bulunmuştur.
Peygamberlerin kendi kavimlerine elçi olarak geldiğini biliriz de onlara tabi olanların sayısını ya da kimliğini her zaman bilmeyiz.
Allah-u Teâlâ, Musa’yı; ‘Firavun’a ve önde gelen çevresine’ (Araf:103), Salih’i ‘Semud kavmine’ (Neml:45), Yunus’u; ‘Yüz bin veya daha da artan bir topluluğa’(Saffat:147) gönderdiğini söylerken, İsa’yı; hem ‘İsrailoğullarına elçi olarak gönderdiğini’(Ali imran:49) söylemiş hem de onun ahitleştiği kişileri ‘Havariyyun’ olarak adlandırmıştır.
Bütün peygamberler hangi kavme gelmişse inananları da o kavmin ismiyle anılırken İsa peygamberin çevresindeki inananlara özel bir isim verilmesi ilginçtir.
Çevirmenler, bu kelimeyi tıpkı Medyenliler ya da İsrailoğulları gibi bir topluluk ya da kavim ismi olarak görmedikleri halde Arapça fonetiğini bozmadan özel isim statüsünde muhafaza etmişlerdir.
İsa peygamberin arkadaşlarını tanımlayan bu kelime, hangi anlama gelmektedir; belli bir zaman ya da coğrafya ile ilişkilendirilmiş bir isim midir, diye Kur'an’a baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz:
‘Havariyyun’ kelimesi ‘havr’ kökünden türeme olup, Kur'an’da bu kökten toplam 13 kelime geçmektedir. Bunlardan beş tanesi havariyyun kelimesinin geçtiği ayetlerdir. Şöyle ki:
1 kez (tehavur) تَحَاوُر (58:1)
5 kez (havariyyun) 5:111-112, حَوَارِيُّون , 3:52, 61:14
4 kez (hûr) حُور (44;54, 52:20, 55:72, 56:22
2 kez (yuhaviru) 18:34-37 يُحَاوِرُ
1 kez (yehura) يَحُورَ (84:14)
Çevirmenler ‘havariyyun’ kelimesini sadece havariler’ olarak çevirdiği için bize diğer kelimelerde korunan anlamları araştırmaktan başka çare kalmıyor.
‘Havr’ kökünden türeme kelimelerin geçtiği yerlere bakalım:
Tehavur (karşılıklı konuşmak)
“Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, ikinizin karşılıklı konuşmasını işitir. Çünkü Allah en iyi işiten, en iyi görendir.” (58:1)
Yuhaviru (konuşuyor/konuştuğu sırada)
“Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: Ben malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum.”(18:34)
Her iki ayette; ‘dedi, işitti, tartıştı, şikâyet etti, konuştu’ gibi bir diyalog aktarımında kullanılabilecek birçok kelime geçiyor. İlkinde peygamberle bir kadının konuşması, ikincisinde bir adamın arkadaşlarıyla konuştuğu sırada başka birine bir şeyler söylemesi konu ediliyor. Demek ki ‘havr’ kökünde ‘konuşma’ anlamı var. Bu kelime ‘havera/hıvar’ kalıbına girdiğinde ‘karşılıklı konuşma’ anlamına geliyor. Şu durumda ‘havariyyun’ diyebileceğimiz kişilerin ‘konuşanlar/söyleşenler’ olabileceğini pekâlâ düşünebiliriz.
‘Havr’ kökünden türeme başka bir kelime de ‘Hûr’; Kur’an’da dört yerde geçen bu kelimeyi mealciler, ‘huri’ olarak çevirmeyi tercih ediyorlar. Geleneksel algı ise hurinin kadın olduğunu varsayıyor. Gerçekte öyle mi bir bakalım:
“İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir.”(44:54)
“Hûr’ kelimesi dişil/müennes bir kelime olmayıp hem eril/müzekker ‘ahver’ hem dişil/müennes ‘havra’nın çoğuludur... ‘Huri ıyn’ şeklindeki tamlamada ise, ‘göz’ anlamına gelen ‘Iyn’ ifadesi terkibe ‘engin ruhlu/bakışlı’ anlamı da katmaktadır. Çünkü kişinin gözleri hem sağlık durumunu hem de ruhsal durumunu en iyi yansıtan organıdır.
Geleneksel çevirilerden ve sözlük bilgisinden hareketle ‘huri ıyn’ ifadesini -her iki cinsi de kapsamak koşuluyla- maddi ve manevi bütün iyilikleri içkin olarak; ‘en güzel gözlere sahip sağlıklı, saf ve temiz eşler’ olarak anlayabilir miyiz?
Anlamasak daha iyi olur. Kur’an’ın kendi kendini tefsir ettiğini unutmuş oluruz böyle yaparsak… Kur’an’ın öğretmeni sözlükler değil yine Allah’tır. Ve Allah, ‘havera’ fiilinin kök anlamını yine kendisi öğretmektedir:
Yehura (dönmek anlamında)
“Asla DÖNMEYECEĞİNİ sanmıştı.” (84:14)
‘Havr’ kökü aynı zamanda rûcü(dönüş) anlamında olup, bir hâlden bir hâle dönmek anlamına gelir. Bu dönüş çeşitli şekillerde olabilir, ziyadeden noksanlığa doğru dönüş gibi… Yukarıdaki ayette bir ahiret manzarası çizilmekte ve dünyada iken ailesi yanında mesut yaşayıp hak davayı umursamayanların hâlet-i rûhiyesi anlatılırken; ‘Asla dönmeyeceğini sanmıştı’ denilmektedir. Bu dönüş; bir hâlden bir hâle, ziyâdeden noksanlığa dönüşü ima etmektedir. Onlar ahirete uyandıklarında dünyadaki neşelerini tamamen kaybederler ve ‘helak’ diye bağırırlar.(84:10)
Rabbimiz ‘havera’nın ‘dönüş’ olduğunu söylüyor. Dikkat edilirse ‘karşılıklı konuşma’ anlamına gelen ‘tehavur’ kelimesinde de ‘dönüş’ olgusu baskındır. Çünkü biriyle konuşmak sözün iki kişi arasında gidip gelişi yani birbirine dönüşüdür. Hur-i ıyn ile ‘eşleştirilme’(44:54) meselesi de buna benzer.  Geleneksel Arap fantezisiyle cennetliklere verilecek ‘yetmiş iki güzel huri’ ya da ‘boy boy gılmanlar’ hayal etmek yerine bizatihi kişinin kendisinin bakış açısının tümüyle değişeceği, bambaşka bir hâle inkılap edeceği yani döndürüleceği anlaşılmalıdır. Zaten rabbimiz ahirette ‘yeni bir yaratılışla’ (Vakıa:61, Kaf:15) yaratacağını haber vermektedir.
‘Havari’ sözcüğünün tüm bu anlamları içkin olduğunu görünce, Allah-u Teâlâ’nın Muhammed ümmetine neden Havarileri örnek gösterdiğini daha iyi anladım.
Ayette tam da şöyle emredilmekteydi:
“Ey iman edenler! Ensarullah olun! Tıpkı İsa’nın Havarilere, Allah’a doğru benim yardımcım kimdir, dediği ve Havarilerin de Allah’ın yardımcıları (Ensarullah) biziz, dediği gibi…”(Saff:14)
İsa peygamber, hak yolda tek başına da yürürdü. Fakat ‘Allah’a doğru’ yardımcı aradı. Bu örgütlenme, cemaat olma çağrısı altı yüz sene öncesine gönderme yapılarak; Muhammed ümmetine de emredildi; “Ensarullah olun!”, dendi. Tıpkı Havariler gibi…
Havariler, Allah’ın kendilerine vahyettiği (Maide:111) kalbi vahye açık insanlardı ve imanlarının sağlamlaşmasını istiyorlardı. (Maide:112) İsa peygamber, onları, ‘Allah’a giden yola’ çağırınca silkinip doğruldular ve bağlılık yemini ettiler. Bize örnek gösterilen ahitleşme tam da bu… Havarilerin, Ensarullah olduğu, olmaya azmettiği an, işte bu an…
İnsanların kendi aralarında hizip hizip olduğu, Allah’ın tek olan Hanif dininden uzaklaştıkça uzaklaştığı, şeytanın üflemeye devam ettiği, Allah’ın doğru yolu üzerine oturup O’nun kullarını şaşırttıkça şaşırttığı şu zamanda, ne mutlu o tertemiz arkadaşlar gibi Elçi’nin çağrısına uyanlara( 3:53), Ensarullah olanlara!
Onlar ki şeytanın iğvalarına kapılmayıp, yüzünü Allah’ın tertemiz Hanif dinine dönen yol arkadaşlarıdır!

("Allah'ın Yardımcıları Olun", 2017, Cinius Yayınları, s.28)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder